Alt Bölüm: Kemerli bir giriş kapısı bulunur. Girişin sonrasında ambar, yatakhane, ve çeşitli amaçlara yönelik odalar yer alır. Ayrıca odaların altında su ihtiyaçlarını karşılayan bir sarnıç vardır.
Üst Bölüm: Bu bölüme kemerli bir kapı ile geçilir ve buralarda ikamet amaçlı odalar ve bir kilise yer alır. Odaların kemerlerinde görülen kırmızı tuğla bezemeler Bizans süsleme sanatı üslubunu yansıtır fakat ne bu örneklerden nede kiliseden geriye pek fazla bir şey kalmamıştır.
St. Hillarion Kalesi
Kalenın adını Kudus’ten gelip dağın tepesindeki bir mağaraya yerleşen ve burada ölen bir azızden aldıgı kabul edilmektedir. 7.yy’dan 10.yy’a kadar devam eden Arap akınlarından ada halkını korumak amacı ile Bizans döneminde inşa edilen kaleler zincirinin bir halkasıdır. Bu bağlamada burada ilk önce 7.yy’da bir gözetleme kulesinin inşa edildiği kabul edilmektedir. 13.yy’da Luzinyan döneminde, kaleye birçok eklemeler yapılmış hem askeri hemde sıvıl amaçlar ıcın kullanılmıştır. Bu nedenle Bizans Dönemine ait olan kalenin günümüzde görülebilen birçok kısmı Lüzinyalılar döneminden kalmıştır. St: Hillarion Kalesi plan özelliği bakımından üçbölümden oluşur. Bu bölümler coğrafik konumuyla da paralel olarak yerleşirler. Öyle ki en alt bölümden en üst bölüme geçinceye kadar tepenın yamaçlarından zirveye ulaşmakmumkun olmaktadır.
1.Bölüm (Aşağı Bölüm): En dışta ve en alt sevıyede kalan kapıdan buraya giriş yapılır. Bu bölümde ilk olarak, etrafı surlarla çevrili, ana girişikorumak amacıyla olusturulmuş ve Barbikan denılen bır savunma alanı bulunur. Burada kalenın ana gırısı korunmakta ve kalenın ıclerıne dusman askerlerının ulaşması engellenmekteydi.
2.Bölüm (Orta Bölüm): Bu bölüme orjinalinde yukarı dogru çekilip açılabilen tahta birköprü yardımıyla geçilmekteydi. Kalenın daha ust kademedekı görevlılerıne ve çeşıtlı hızmetlerın gercekleştırılmesıne yonelık mekanların bulundugu bu bölüm en dıkkatı çeken bölümüdür. 10.yy’da inşa edildiği düşünülmektedir. Oldukça hasar görmesine rağmen mimarisindeki Bizans tuğla işçiliği adadaki en güzel örneklerden birisidir. Bu bölümde ayrıca kralıyet sarayı, mutfak, kiler, atölyeler ve komutanlara ait odalar yer alır.
3.Bölüm (Üst Bölüm-Zirve): Dik merdivenlerile başlayan bu bölümdeki yapılar iki tepe arasında yer alır. Bu nedenledır kı kalenın adı Dieu D’Amour olarak da bilinir. Şöyle ki geçmişte burada bulunan bu ıkı tepe ikiz şeklinde anılırdı. Bu bölümde bahçeler, mutfak, sarnıç, kralıyet odaları ve zırvede ünlü Prens John Kulesi yer alır. Kraliyet odalarının Gotik tarzdaki mimarisi ve pencerelerinin süslemesi dikkat çekicidir. Bu pencereler kraliçe pencereleri olarak bilinmektedir.
Bellapais Manastırı
Fransızca’da “Barış Manastırı” anlamına gelmektedir. 1198-1205 yıllarıarasında Kudus’ten göç eden Augustinian mezhebi rahipleri tarafından inşasına başlanmıştır. Fakat günümüze gelen yapının buyuk kısmını Fransa Kralı III. Hugh (1267-1284) yaptırmıştır. Manastırın ortsasında revaklı bir avlu, avlunun etrafında revakların gerısınde ıse kılıse, yemekhane, mutfak, yatakhaneler ve ofisler bulunur. Kilise 13.yy’a tarihlendirilmektedir. Gotik tarzıyla inşa edilmiş olup fresklerle bezelidir. Fakat bu fresklerın kılıseye 15.yy’da yapıldıgı kabul edılmektedir. Manastır Gotik üslup tarzlarını tasıması ve Kıbrıs’ta bu uslübu temsil eden başarılı bır ornek olması dısında, revaklardakı taş işçılığı ılede dıkkat cekmektedir. Ustaların taşlara oydukları tüm bezeme ve kabartmalarda adanın kültürel özelliklerini yansıtan motifleri insan ve hayvan figürlerini görmek mümkündür.
Antiphonitis Manastırı
Orijinal yapı 11-12 yy.da Bizanslılar döneminde inşa edilmiştir. Kelime anlamı “cevap veren İsa” dır. Plan özelliği bakımından düzgün olmayan ve sekiz yuvarlak sütunun taşıdıgı buyuk bir kubbeye sahip ozel bir kılısedır. Çünkü Kıbrıs’ta başka bir örneğine rastlanmamıştır. Kilisesnın dısında kemerlı bır hol bulunmaktadır. Bu kısım buraya Lüzinyanlar döneminde ilave edilmiştir. Apsis kubbesinde, sutunların üzerinde, kutsalmekanın duvarlarında İsa, Meryem ve meleklerin Freskleri görülmektedir. Bu freskler 15.yy’a aittir.
Panaghıa Melandrya Manastırı
15.yy' da yapılmıstır Bulundugu yerde oncelerı bır tapınagın oldugu ve bu tapınagın temellerı uzerıne yapıldıgı dusunulmektedır. Ikonastasısı 16.yy'a aıttır.
Sourp Magar Manastırı
M.S. 1000 yılında Koptık manastır olarak ınsa edıldı. Meryem"ın Manastırı olarak da bılınmektedır. 15.yy da Ermenılerın kullanımına gecerek Kuduse gıden Ermenı hacıların durak yerı olmustur. 1974 e dek manastır bu sekılde kullanılmıstır. Gunumuzde gorulebılen kanıtları 19.yy'a aıttır ve bazı kaynaklara gore orjınal yapının duvar temellerı uzerıne kurulmustur.
Archangeles Mikhael Kilisesi
1860 yılında inşa edildi. 1875 yılında ise kiliseye bir çan kulesi eklendi. Ikonları 18-19.yy’a aittir. Günümüzde burası ikon müzesi olarak kullanılmaktdır.
Chysopolıtıssa Kilisesi
16.yy'da Gotık tarzda ınsaa edılmıstır. Sehırde yasayan ve Musluman olmayan halk Osmanlı donemınde surların dısına cıkarıldıgında adada ve dolayısı ıle Gırne'de deam eden tıcaret nedenı ıle buraya gelen Hrıstıyan tacırlerın kullanması ıcın tamır edılmstır. Daha sonrakı tarıhlerde, sehre donme ozgurlugune sahıp olan Hrıstıyan halk tarafından tekrar kullanıma acılmıstır.
Mezarlık Alanlar
Greko-Romen Kaya Mezarları
Helenistik ve Roma dönemlerıne aıttır. Ana mear bir oda seklınde olup yer sevıyesının altındadır. Dönemin dini inanışına uygun olarak, ölen kişi, kullanım esyaları ıle birlikte gömülürmüş. Bu bağlamda, bu mezarlarda yapılan kazılarda çok sayıda seramik buluntu ele geçmiştir. Tüm seramik parçaları bize Hellenistik ve Roma Dönemlerini çağrıştırmaktadır.
Krisokava Mezarlığı
Chryso altın anlamına gelir ve bir zamanlar bölgede bulunan altın masdenı dolayısıyla bu adı almıştır. Pagan ve HristiyanDönemlerde mezarlık olarak kullanılmıstır. Lüzinyan döneminden ise taşocagı seklınde kullanımgörmüştür.Girne Şehrinin bir çok yapısı ve Girne Kalesi buradan cıkarılan taşlarla inşa edilmiştir. Klasik dönemde (M.Ö.475-325) mezarlık alanı olarak kullanılmıstır. Roma Döneminde de ilk önceleri aynı amaçla kullanılmıs fakat daha sonraları taş ocagına dönüştürülmüştür. Bölgedeki kayalara oyulmuş mezarların dısında bazı çukurlar görülmektedir ki bunların sarnuç oldugu düşünülmektedir.
Baldöken Kabristanı
1571 yılında osmanlılar adayı fethettiklerinde, Girne kalesinin dışında şimdi Müslüman mezarlığı olarak bilinen yer, osmanlı döneminin ilk yıllarında askeri mezarlık olarak kullanılmakta idi. 17. yüzyıl sonuna kadar aynı amaç için kulanılmıştır. Mezarlığa sarnıç, su kanalı ve mimari özeliklere sahip mezarlar inşa edildi. Aserlerin yanısıra sivillerinde kabul edilmesinden sonra ismi Müslüman mezarlığı olarak değiştirildi. Aynı zamanda mahzunların mezarlığı olarak da bilinmektedir. Aziz Andrew İngiliz Kilise'si, bölge kulübü ve tenis kortu bu mezarlığın yanına inşa edilmiştir. Son yıllara kadar bu mezarlık Baldöken Mezarlığı olarak bilimekte idi. Vakıflar idaresi tarafından 1995 yılında restore edilmiştir.

Hz. Omer Tekkesi:
Hz.Ömer Türbesi ve mesciti , Girne'nin 5 kilometre doğusunda bulunan Çatalköy'ün deniz kıyısında bulunmaktadır. Muaviye ordu komutanlarından Ömer ve 6 arkadaşı günümüzdeki Hz.Ömer türbesinin yanıbaşında şehit düşmüşler ve burdaki mağaraya gömüşmüşlerdi.
Osmanlıların Kıbrıs'ı fethiyle cesetler mağaradan tek tek çıkarılıp bugünkü yerine defnedilmiştir.